X
Kaynak

Mezheplere tabi olmak gerekli midir, hadislerle amel edilebilir mi ?
Genişlet
Tarih: 27 Ağustos 2015
Kategori: İslam
1,143 Kez İzlendi
1 Beğeni
Favorilere Ekle
Soru
Mezheplere tabi olmak gerekli midir, hadislerle amel edilebilir mi ?
Cevap
+Büyüt-Küçült

Elbette ki. Mezhep yol demektir; yani bir yolu yürümek gerekiyor. İslam’ı yaşarken ana caddeden yürümek gerekiyor.

Yol bilmeden yürünmez. Onun için ayetleri, Kur’an’ı,  hadisleri ve sünnetleri bütünüyle bilmek gerekir. Onlardan hüküm çıkarabilecek vasıfta olmak, bunun ilmine ve içtihat[1] etme haline sahip olmak gerekir.

Eğer kişi bu vasıflara sahip olursa herhangi bir mezhebe tabi olması gerekmiyor; çünkü kendisi içtihat edebilecek bir durumdadır. Eğer içtihat edecek bir makamda değilse içtihat edecek birine uyması gerekiyor.

Kişi bir mezhebe tabi olunca “ben falanca mezhebe tabi oldum, o her ne söylediyse öyledir” demesi de doğru değildir; çünkü bir mezhebe tabi olmak sadece o mezhebe uymak demek değildir.

Bir mezhep imamı herhangi bir konuda içtihat ettiğinde öncelikle o mezhebe uyan kişinin imam o içtihadı yaparken hangi ayete, hangi hadise ve sünnete göre o içtihadı yapmış, bunu öğrenmesi gerekir ki tabi olmuş olsun, o mezhebe uymuş olsun. Yoksa kişi o mezhebi taklit etmiş olur.

Mesele o hükmün ayette, hadiste ve sünnette nasıl anlaşıldığıdır. Kişinin bunu anlaması gerekir ki mezhepler arasında bir tercih yapabilsin. Ya da o tercihler arasından bir tercih yapabilsin ki yanlışa düşmesin.

İnsan için ebedi hayatı kazanmak her şeydir. Kişi bu kadar zahmete katlanabilmelidir. Eğer katlanamıyorsa, gücü buna yetmiyorsa ve pes edip “benden bu kadar” diyorsa bu durumda bir mezhebe mutlaka uymalıdır.

İnsanın doğru yapabilmesi için en azından bir mezhebi taklit edip yürümesi gerekir. Yoksa kişi kime uyacak, neye uyacak?  Kendisi tek başına kazanamıyorsa, yapamıyorsa bu durumda mutlaka bir mezhebe uyması gerekir. Bununla birlikte hadise elbette ki uymak gerekiyor. Peygamber (s.a.v) Efendimiz asla kendinden bir söz söylemez. Her neyi söylemişse o mutlaka Allah’ın vahyidir; çünkü o, Allah’ın vahyinden başka bir şey söylemez. O, Allah’tan kendisine vahyedileni söyler!

Bütün hadisler Kur’an’ın tefsiridir, Allah’ın vahyinin tefsiridir. Resulullah (s.a.v) Efendimizin bunun dışında bir şey söyleme ihtimali kesinlikle yoktur!

Peygamber (s.a.v) Efendimizin hayatı da öyledir. En ufak bir eksik, bir yanlış yapsa, düşüncesinde dahi bir yanlışlık yapsa Allah onu uyarmış ve düzeltmiştir. Dolayısıyla Allah yanlışı kabul etmiyor ve onu düzeltiyor.

Peki, her hadise uymak gerekir mi?

Hayır. Eğer o hadisler sahihse,  Kur’an’a ve Allah’ın vahyine ters düşmüyorsa onu kabul etmemiz gerekir; ama Allah’ın vahyine ters düşüyorsa o hadisi kabul ettiğimizde ayetleri de inkâr etmiş oluruz.

Onun için bir mü‘minin, bir Müslümanın dinini öğrenmesi gerekir. Bir hadisi dinlerken onun ayete uyup uymadığını, ters düşüp düşmediğini anlayıp onu öyle kabul etmesi gerekir. Kişi eğer bilmiyorsa bu durumda bir bilenden öğrenmesi gerekir.

Mesela; Buhari ve Müslim de bin hadis içinden beş yüz tanesini seçmiştir. Öteki âlimler de gelerek o beş yüz hadisin içinden yüz tanesini seçip ona göre içtihat etmiştir.

Zaten mezhepler de farklı bir hüküm verirken ötekini inkâr etmiyor. “Onun içtihadı öyle, ben de böyle içtihat ediyorum, bence böyle daha uygundur, takvaya daha yakındır; ama bu bana göre doğrudur, yanlış ihtimali olan bir doğrudur. Onun söylediği de doğru ihtimali olan bir yanlıştır” diyor.  Yani bütünüyle hüküm budur demiyor, bence diyor, içtihat ediyor. İçtihat edilecek konular da çok azdır zaten. Bize düşen rabbimizin bizden ne istediğidir.

İman konusunda içtihat olmaz; çünkü iman her şeydir. Şu andaki ümmetin yaşadığı sorun da iman sorunudur, imanı anlama sorunudur; çünkü iman, inanmak olarak anlaşılmış. Dolayısıyla kişi ben inanıyorum deyip kurtulacağını zannediyor. İmanı için bir fedakârlık yapamıyor. Ahireti dünyaya tercih edemiyor. Allah’ın kelamını her kelama, her söze tercih edemiyor. Peygamberin örnekliğini bütün örneklere tercih edemiyor, Resulünü örnek alıp ben de onun gibi olmalıyım diyemiyor. Sorun da burada zaten; yani sorun amel sorunu değil iman sorunudur.

İçtihat, mezhep sadece ameli konudadır; yani namaz kılarken parmağını kaldırsan da kaldırmasan da bir sorun olmaz. Onun için içtihat konusuna fazla takılmak doğru değildir. Önce iman olmalıdır. İman olunca Allah kula yolu gösterir. Ne buyurdu Resulullah (s.a.v) Efendimiz; “Kul bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediğini öğretir[2]. Yeter ki biz samimi olalım yolu yürümeye çalışalım.

Bütün mezheplerden Allah dostları çıkmıştır. Bu da bütün mezhepler doğru yapıyor demektir. Yani imanda bir sorun yoksa mezhep de sorun demektir.

 

 
 


[1] Bir konuda gerçeği bulmaya çabalama, cehd etme, çabalama, fikir beyanı
[2] Keşf-ül Hafa

Yorumlar
Yorum Yok
Yorum Yaz
Şimdi Gönder
Bize Ulaşın
Hakkımızda
Diyar tv

iletisim@soruvesorunlar.com

0312 336 70 48

Unutmayın;

"Cevabı olmayan hiçbir soru yoktur"

Muhammed Hüseyin (R.A)

Bu proje bir

soruvesorunlar.com 2015